neptune

@neptune

etkin 1 gün 4 saat önce

Theme Hospital Özlemi Giderilebilir mi?

Sevgili 2hbn ahalisi, her insanın yaşamında bazı dönemler olur unutamadığı. O döneme ait her şeye tapar adeta. 90'lar çocuklarının çoğu da bilgisayarların hızla hayatlarına girmesiyle oynadıkları oyunları bu kategoriye almıştır işte. Theme Hospital da birçok kişinin hayatında otomatik olarak bu seviyeye ulaştı.

İzometrik oyunları seviyoruz ya!

Nostaljiye hafiften sardığımız bu dönemde bizlerle yaşıt olan okurların çoğu Theme Hospital oynamış ya da oynamasa bile en azından adını duymuştur. Bu çağının ötesinde eğlenceli oyunun muadili bugüne kadar pek gelmedi. Bu bizler için bir hastalığa dönüştü. Ama bir oyun "Cure Your Nostalgia" sloganı ile bu hastalığı iyileştirmeye geliyor.

Doktor, doktor! Kimse beni sevmiyor!

Karşınızda Project Hospital

Project Hospital; Oxymoron Games tarafından hazırlanmış, adından da anlayacağınız üzere bir hastane kurma, yönetme simülasyonu.

oxymoron-games-logo

Önceliklerinizi Belirleyin!

Project Hospital, epey derin bir simülasyon aslında. Kendi hastanenizi en ince detayına kadar bir mimar edası ile inşa edebilirsiniz. Belki başarılı bir hastane yöneticisi olma yolunda hastalarınızın ve çalışanlarınızın mutluluğuna kendinizi adayabilirsiniz. Veya yine bir yönetici ama hastane karınızı en yüksek noktaya getirmek tek amacınız olabilir.

Bütün bunları bir kenara atıp çeşitli sigorta şirketleri ile anlaşıp, ilginç hastalıkların tedavilerine kendinizi adayan bir Dr House olabilirsiniz.

Evet çok iyiyim!

Artıları Eksileri ile: Theme Hospital vs. Project Hospital

Şimdi burada eski oyunumuzla bir karşılaştırma yapalım.

Theme Hospital Artıları - Eksileri:

🙁 Hastane binası sıfırdan inşa edilemiyor.

🙁 Hastane binası sadece tek kattan oluşuyor. Oyun alanınız kısıtlı.

🙂 2017'de bile eğlenceli grafikler.

🙁 Yeni bilgisayarlar ile yaşanan sorunlar (özellikle çözünürlük).

🙂 Eğlenceli bir dil.

🙂 Kolay anlaşılabilir oyun yapısı.

Theme Hospital'da bir kere kontrolü kaybedince hastaneniz buna benzeyebilir.

Project Hospital Artıları - Eksileri:

🙂 Hastane binası sıfırdan inşa edilebiliyor.

🙂 Hastane binası çok katlı olabiliyor.

😐 Grafikler normal.

🙂 Yeni bilgisayarlarla çok iyi anlaşıyor.

🙁 Theme Hospital dili yok. Ciddi bir dil söz konusu.

Oyun yapısı konusunda Project Hospital'ı oynamadan artı veya eksi olarak bahsetmek istemedik.

Devasa bir hastanemiz var! Yönetim konusu önemli tabii...

Project Hospital Oyun İçi Görüntüler

Yeni oyunumuzu gelmeden önce sizler için biraz inceledik. Ve son olarak da Project Hospital'dan oyun içi görüntülerle sizleri başbaşa bırakıyoruz.


Başrolde Famicom

Herkese merhaba,

Uzun zamandır yan projelerimiz dolayısıyla içeriklerimize ara vermiştik. Fakat bu ara yine hızlanmaya karar verdik. Konumuz retro konsollar, özellikle de Famicom odaklı... Bu yazıyı kişisel bir hobi olduğu için daha birinci tekil paylaşacağız. Keyfini çıkarın.

Hadi başlayalım! (Görüntü Nintendo Famicom Disc System yükleme ekranından)

Famicom Nedir?

Famicom, Nintendo'nun bizlere bahşettiği en güzel cihazlardan biridir. Cihaz ilk olarak 1983'te piyasaya çıktı. NES ile yakalanan başarının ardından Nintendo geliştiricileri 16 Bit, daha gelişmiş bir sistem düşündüler. Fakat Nintendo başkanı Hiroshi Yamauchi buna karşı çıktı. Hem cihazı ile hem de kartuşları* ile daha ucuz ve kolay üretilebilecek ürün piyasaya çıkarmaya karar verdi. Sanırım tüm bu taklit cihazların piyasaya çıkmasını etkileyen de Yamauchi'nin bu kararı oldu. İşte Famicom efsanesi böyle başladı.

*Oyun kartuşlarına kaset de denebiliyor, yazının bundan sonraki bölümlerinde iki terimle de karşılaşabilirsiniz.

Famicom dünyasının temelleri bu şekilde atılırken, ben de biraz olayın kendi tarafımdaki durumunu anlatayım istiyorum. Benim oyun dünyasına ilk atılmam aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kutu ile başladı. Kendisini "Kara Kutu" olarak adlandırıyordu halkım insanı. O bir Atari 2600 klonu. (Yazının bundan sonraki kısmında klon yerine taklit kelimesini kullanacağım.)

O koca kutu ile senelerimi geçirdim. Ona dair anlamadığım konulardan ilki ve sanırım en önemlisi "kaset alanı" idi. Cihazın kendisi piyasada kolayca bulunmasına rağmen kasetlerini asla keşfedemedim. Taklit bir cihaz kullandığım için açıkçası kasete de hiç ihtiyacım olmamıştı. Fakat her orijinal üründe olduğu gibi Atari ürünlerinin de orijinalleri ülkemizde çoooooook zor bulunduğu için, kara kutuya asla kaset bulamadım. İçindeki oyunlarla idare ettim.

Bu kutuyu hatırlayanlar!! 🙂

Atari 2600'den bu kadar bahsetmişken size bu cihazda en sevdiğim oyunlardan söz edeyim. Sonra asıl konumuz olan Famicom'a hızlı bir giriş yapacağım! Söz...

Atari günlerinden en sevdiğim 3 oyun

Aşağıda sıraladığım 3'lü sanırım Atari'de en çok oynadığım oyunlardır.

1. Keystone Kapers:

Arkadaş arasında haliyle "Hırsız-Polis" olarak adlandırdığımız bu oyun açık ara en eğlenceli oyun olabilir benim için. Hele ki karakterimizin koşarken çıkardığı pat pat sesleri. Piksellerin basitliğine bir bakın! Eski "basit zamanlara" dönmek istedim bir an.

Hırsız-Polis!

2. Super Ferrari:

İtiraf ediyorum bu oyunun adını yeni öğrendim. Ama başında saatlerimin geçtiği yegane oyunlardan biridir. Kolları kırma noktasına getiren virajları ve bitmeyen yollarıyla Super Ferrari!

3. Pitfall:

Çukura atla, garip yaratıklar geliyor! Şimdi merdivenden yukarı! Timsahların kafasından zıplayıp gölü geç. Şimdi de bir halata tutunup bataklıktan karşıya zıpla. Of be! Pitfall tam anlamıyla böyle hareket dolu bir oyundu.

Bu oyunu çılgınca oynamamıza rağmen adını dahi öğrenememiştik. İnternet sağolsun artık her şey hakkında çok bilinçliyiz.

O zamanlar adını dahi bilmediğim fakat çok eğlendiğim Pitfall

 

Atari'yi geçmek istiyorum asıl konumuz olan cihaz(lar)a geliyorum.

Bu yazıyı seven bunu da sever: Eski DOSlar – MS-DOS Oyunları

FAMICOM EFSANESİ!

90'larda çocuk olanların en büyük eğlencelerinden biri taklit Famicom konsollarıydı sanıyorum. En azından ben ve çevremdeki tüm çocuklar için geçerli olan bir gerçek bu. Yanılmıyorsam 1994 yılında Famicom sahibi olmuştum. Tabii benim kullandığım cihazın aslında Famicom'un bir taklidi olan Famiclone olduğunu yıllar sonra fark ettim. 3-4 kasedim vardı, bu kasetlerde çoklu oyunlar olduğu için de onlarca oyunum vardı. Daha doğrusu binlerce de diyebilirim. (Çoğu "999999 in 1" olduğundan...)

Evet, kim ne derse desin, Famicom bir efsaneydi.

En çok oynadığım oyunlar sanırım, Super Mario Bros. ve Contra'dır.

Bu arada size bir sır vereyim... Mario'yu asla bitiremedim. Ne yaparsam yapayım Bowser'ı kesemedim.

1995 yazında içinde Captain Tsubasa ve Teenage Mutant Ninja Turtles 3 olan kasedimi alınca bayağı mutlu olmuştum. Bu noktada size 3 favori famicom oyunumu yazmadan edemiycem.

Super Mario Bros 3

Kendisi famiclone'da en çok oynadığım değil ama "sanırım" en başarılı bulduğum oyun. Sanırım diyorum çünkü kararsızım. Birçok oyun çok güzel be! Mesela serinin 1. ve 2. oyunu da gayet güzeldi ama Super Mario Bros. 3 bir başka.

Bu gördüğünüz bir orijinal famicom kasedi. Taklit versiyonun görselini bulamadım ne yazık ki. 🙁

Ninja Turtles 3

Saatlerimi, günlerimi hatta aylarımı harcadım bu oyuna. Fakat bölüm sonu canavarı çok zordu ya! Eski oyunlar daha basit görünse de aslında daha zordu gibi geliyor bana. TMNT serisinin famicom'da en eğlendiğim oyunu karşınızda. Şiddetle tavsiye ederim!

Bu oyundan bir oyun içi görüntü ekliyorum. Grafikler zamanın koşulları için şahane.

Captain Tsubasa

Eveeeeet... Gelelim Japon efsanesine. Captain Tsubasa'yı bilmeyen 80'ler 90'lar çocuğu pek azdır. Bunlardan olmamak için, bilmiyorsanız öğrenin! Biz nesil olarak "manyak Japon çizerlerin" abartılmış karakter görüntüleriyle erken yaşlarda tanıştık.

Captain Tsubasa Famicom Kaseti. Bende çoklu oyun kaseti içerisinde bulunuyordu kendileri.

Captain Tsubasa'nın ilk olarak çizgi dizisini seyrederdim, hafta sonları her bölümde 1, ya da şanslıysak 2 atak olmak üzere heralde 5-6 bölümde yanılmıyorsam bir maçı bitirebilirdik.

O zamanlar bile bundan şikayet eden bizler, bir de oyunuyla karşılaştık. Ama yine de o insanüstü şutları çekebilmek için dakikalarca (dakika mı dedim, az bile söyledim, saatlerce!) famicom'ların başında ellerimizi acıtana kadar ok tuşlarına basıp rakip kaleye gittik! Şuuuuuuuttt ve Gooooolll!!!!! "Kartal Vuruşuyla attım olum gördün müüüeğğğğ??!!!"

Oha! Bi dakka şimdi n'apıcam peki???

Oyunun bende bulunan versiyonu japoncaydı bu arada. Oha diyorum sabıra bak! O japonca karakterleri bir kağıda not alıp hangi yazıların ne işe yaradığını çözdüm falan. Sonrasında zaten bütün bunları ezbere bildiğim için artık oynamak ve kazanmak çok kolaydı.

Japoncayı artık böyle görmeye başlamıştım işte!

Ne günlerdi be! Bunların dışında 1-2 oyundan daha bahsetmek istiyorum. (Bir nevi Jüri Özel Ödülü diyelim.)

Jurassic Park

Muhtemelen çok güzel bir oyundur. Fakat o zaman için sahip olduğum ingilizce, oyun içinde bulunan ve çözülmesi gereken bulmaca vs. kısımlar için biraz yetersizdi. Bu yüzden çok oynamadan bu kaseti bir başka kaset ile değiştirmiştim.

Jurassic Park Famicom Kaseti

The Jungle Book

Abi galiba Jurassic Park'ı bir arkadaşımla bu oyun için değiştirmiştim. O zamanlar için oynanış açısından bana göre en iyi famicom oyunlarından biriydi. Fakat famiclone'da oynadığımız için oyunları kaydedemiyorduk. Bu da oyunu bitirmeyi hayli zorlaştırıyordu. Biraz izleyin aşağıdan bakayım. Ben de yakında oynanış videoları kaydedeceğim. Hazır olun buna!

https://www.youtube.com/watch?v=SpaCUQvRYOU

Yukarıda da dedim ya, bütün bu oyunları sadece bir "famiclone" da oynadım.

Çünkü:

Orijinal Famicom'dan hem bi haberdik hem de orijinal Nintendo ürünlerine ulaşmak hayli zordu.

Peki taklit Famicom'larla koca bir çocukluk geçirmiş olan ben ne kaybetmiştim?

Yukarıdaki soruyu kendime nasıl sordum o da başka bir konu. Şöyle ki; artık büyüdüğüm için son zamanlarda sanırım çok fazla 90'lar ile yani çocukluk dönemlerimle ilgili konulara daldım. Her şey eski pop şarkıları ile başladı ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Şarkı, klip, dizi, film derken... Eski oynadığım oyunların ROM* versiyonlarını da bulunca çıldırdım. Bu oyunları bilgisayarda, klavye ile oynamak aynı zevki vermiyordu. Eh dedim ya, ne de olsa büyümüştüm artık. İstediğim tüm konsolları alabilirdim.

*ROM: Read Only Memory - Sadece Okunur Bellek. Bu ROM'ların imajlarını çalıştıran bir takım programlar yardımıyla bilgisayarınızda da aslında eski oyunları oynayabilirsiniz.

İşte kullandığım ilk Famicom! Belki oyunları kaydedemiyorduk ama, 9999999 in 1 kasetlerimiz sayesinde, kaldığımız bölümleri bulup oradan oyuna başlayabiliyorduk. Dikkat ettiniz mi 9'lar her seferinde değişiyor bir daha ki sefere 9999999999999 in 1 de olabilir.

 

Acaba eskiden oynadığım konsolları bulabilir miydim?

Cevap: Evet bulabilirim!

 

"Şimdi bir nefes alın birazdan devam edeceğim: O zaman ben yandım, onlar da yansın diye 90'larda çocuk olan kitleye aşağıdaki 1994'ün büyük hiti Ateşteyim'i armağan ediyorum."

 

https://www.youtube.com/watch?v=F-YNEzVrqAg

Retro Konsol Hobisine Nasıl Başladım?

Hadi devam edelim. Nerde kalmıştık? Hmmm buldum. Eski konsol hobisi araştırma safhasına öncelikle yabancı siteler ile başlamak istedim. Şansımın daha yüksek olacağını düşünmüştüm. Fakat o da ne? TL'nin dolar karşısında hızla değer kaybetmesi ve Türkiye'ye kargonun hala çok zor olması sebepleriyle bu hayalim çabuk söndü.

Sonra facebook'u karıştırmaya başladım. Bulduğum bazı gruplar oldu. Buralardan bazı websitelerine, sahibinden.com ilanlarına ulaştıkça işin ucu kaçtı.

Sonunda amacıma ulaşmıştım!

İlk alımımı, retrosa.com 'dan yönlendirildiğim Murat Kenar'dan yaptım.

Artık bir Game Boy Classic ve Game Boy Advance sahibiydim.

Çocukluğumun en büyük fantezilerinden biriydi sanırım Game Boy Classic. Çevremde Game Boy'u olan nadir çocuklar vardı. (Sanırım 1 ya da 2 tane.) İlk görüşte aşık olmuştum. Elimdeki 99999 in 1 Tetrise bakıp iç çekiyordum. Mario'yu Game Boy'da oynamak mı? Çılgınlık!

Neyse yukarıda da bahsettiğim gibi artık benim de Game Boy'um var! Ve cihazların durumu da hiç fena değil. Aşağıda fotolarını görebilirsiniz.

İşte koleksiyonumun ilk parçası! Gameboy Classic

 

Koleksiyona yukarıdaki abisiyle aynı gün katılan Gameboy Advance

Sıra Famicom'daydı!

Famicom'a sonunda kavuştum. Benim en merak ettiğim konu "famiclone" kasetlerinin orijinal famicom'da çalışıp çalışmayacağıydı. Sonuç: Evet, Famiclone kasetleri, orijinal Famicom'da kesinlikle çalışıyor. Eski bir cihaz aldığınızda yaşayacağınız en büyük sorun, kaset okuyan kısımların, toz-kir vs. sebeplerden ötürü kasetleri okumaması oluyor. Bunun önüne geçmek için cihazları çalıştırmadan önce alkol ya da kolonya ile temizlemeniz. Temizleme işi ile ilgili videolar ilerleyen zamanlarda paylaşacağım.

Ülkemizde bulabileceğiniz famicom'lar genelde japonya versiyonları olacaktır. Bunları çalıştırmak için AV mod yaptırmanız ya da elektronikten anlıyorsanız yapmanız gerekecek. Yoksa cihazdan herhangi bir görüntü alamazsınız. Mod yaptırmayı sanırım tüm elektronikçilerde hallettirebilirsiniz.

Aşağıda sizler için güzel bir modding videosu paylaşıyorum:

https://www.youtube.com/watch?v=FwKXFeKimGE

AV modu yaptırdıktan sonra bir de oyun almanız lazım tabii. Ben çıldırıp 8 orijinal, 7 tane de taklit kaseti aldım bile. Oyun fiyatları genelde 30-40 lira oluyor. Taklitler de 10 ila 25 lira arası değişebiliyor.

Bu arada: Yukarıda bahsetmiştim ya hani Retrosa

Biraz anlatmak isterim deneyimlerimi. Güzel düşünülmüş bir isim ve site, sahibi bir koleksiyoner; Gökhan Bey. Geçenlerde kendisiyle görüşüp alışveriş yapabilme fırsatım oldu. Kendisi genelde kargo ile iş yapmayı seviyor ama Famicom kartuşlarını alırken ben onu buluşmaya zorladım.

Retro Oyun Dünyası için Çılgın Bir Dükkan

Tahtakale Ahenk Han'da Murat Kenar'ın dükkanı. Aslında dükkan da değil, han içerisinde bir büro gibi düşünün. Eminönü'nün keşmekeşi içinde, bıçakçı ve tartıcıların arasında bir yerlerde Ahenk Han. Aslında çok merkezi ama bulması biraz zorlayabiliyor. Eski bir yer olduğu için önünden geçip gidebilirsiniz.

Dükkana ilk girişimde çene kaslarıma hakim olamadım. Bu adam çıldırmış. Yok yok diyebilirim içeride. Eski oyun/oyuncaklara dair ne sorarsanız var diyip çıkarıyor önünüze. Murat Abi'den 2 fotoğraf ekliyorum aşağıya. Başka da bir şey eklemeyeceğim. Kendiniz ona ulaşıp çıldırabilirsiniz.

Murat Abi, öndeki Donkey Kong'u görmedim sanma. 🙂

Sonrası Çorap Söküğü Gibi Geldi

Bütün sistemi, bir-iki alışveriş yapıp fiyatlarla aşina olduktan sonra öğreniyorsunuz. Sonrası aslında  bolca takip.

Mesela sahibinden.com sürekli açtığım siteler arasında artık. Ayrıca tüm olumsuzluklara rağmen yabancı siteler ve özellikle facebook gruplarından da alışverişler konu için önemli.

Oyun - Konsol Koleksiyonu Hakkında 1-2 Ufak Tavsiye

  • Öncelikle alacağınız oyun ve-veya konsolun farklı sitelerde-gruplarda fiyatlarını araştırın. Bu önemli bir konu, bazen önünüze gerçekten güzel fırsatlar çıkabiliyor.
  • Mümkün olduğu kadar çok araştırma. Hemen pes ederseniz aradığınız cihazı/oyunu bulamazsınız.
  • Özellikle yabancı sitelerden alışveriş yapacaksanız 30 euro üzeri vergi konusuna dikkat etmeniz gerekir.
  • Yine özellikle yabancı sitelerden yapacağınız kutulu cihaz oyun alışverişlerinde kutunuzun zedelenme riskini göze almanız gerekiyor ne yazık ki. Bu kesin olacak diye birşey yok ama her zaman bir risk söz konusu. Sebebi özellikle büyük kutulu alışverişlerde gümrük görevlilerin kutuyu açmak için vurduğu maket bıçağı darbeleri.
  • Yabancı sitelerden alışverişlerinizin ekran görüntülerini almayı unutmayın. Sonuçta alacağınız ürünün büyük ihtimalle faturası olmayacak. Gümrükte takılma riskine karşı ne kadar ücret ödediğinizi kanıtlamanızın en iyi yolu bu olacaktır.
  • Özellikle kartuş (kaset) oyun aldığınızda oyunları cihaza takmadan önce kolonya ya da alkol ile temizlemeniz önerilir.
  • Temiz görüntü elde etmek için tüplü televizyon sahibi olmanız önerilir.

Eğer siz de bu işle uğraşıyorsanız ya da uğraşmak istiyorsanız haberleşeşim. bilgi@2hbn.com 'a bir mail atın.


Oxygen Not Included (ONI) Başlangıç Rehberi

Don't Starve oyunlarından sonra, Klei'nin yeni oyunu Oxygen Not Included sonunda karşımızda! (Early access olsa da) Sizinle daha önce Don't Starve Together hızlı hayatta kalma rehberi paylaşmıştım. Bu oyunda da neler olup bittiğini anlayana kadar duplicant'larınız stresten altlarına yapacak, kusacak, etrafı parçalayacak ve siz onların pisliğini temizlemeye çalışırken küfredip kapatmak isteyeceksiniz. DURUN. Kapatmayın. Sakince bu yazıyı okuyun.

***Bu yazının bundan sonrası oyun için spoiler içerir***
(Spoilersız başlangıç rehberi mi olur zaten!)

Oyuna başlar başlamaz ilk gördüğümüz ekran, duplicant seçim ekranı oluyor. Bilinmeyen astroidlerdeki yeraltı maceramıza 3 duplicant ile başlayacağımız ve uzun süre de bu arkadaşlarla devam edeceğimiz için bu seçim çok önemli. Duplicant özelliklerini sadece oyuna başlarken istediğimiz kadar değiştirebiliyoruz. ("Shuffle" tuşuna basarak) O yüzden elinizi korkak alıştırmayın, abanın shuffle'a.

Burada dikkat edeceğiniz 5 özellik var: En önemliden önemsize: Stress Response / Traits / Decor Expectation / Food Quality ve en son Attributes.

Stress Response: Destructive & Binge Eater'dan uzak durun. (Eşyalar & yemek önemli) Ugly Crier & Vomiter olur. (Temizlik yapılır her türlü)

Traits: Mouthbreather / Loud Sleeper / Bottomless Stomach üçlüsünden kesinlikle uzak durun. Irritable Bowel & Small Bladder da sinir bozucu olabilir. Tercih etmeyin. Belirli görevleri yapamayacakları negatif trait'ler seçilebilir, tabii diğer duplicant'larla bunu dengelemeniz lazım. Mesela üç gastrophobia'lı duplicant edinirseniz, yemeğe dair bir şey asla yapmacakları için yemek olayı kabusa dönüşebilir.

Decor Expectation: Ne kadar düşük, o kadar iyi. ben en fazla -5.00 olmalı derim.

Food Quality: Yine ne kadar düşük, o kadar iyi. üçü de Grisly (-3) olursa tadından yenmez!

Attributes: Burada üçü arasında güzel bi dengeniz olması yeter. Zamanla zaten bu özellikler gelişiyor. En çok kullanılacaklar da digging, tinkering (jeneratörde koşarken çok kullanılıyor), athletic (etrafta koşuşturma hızı) ve strength (Daha çok taşıyabiliyor, zamanla gelişmeyen tek attribute)
Belirtmekte yarar var, en az bir duplicant'ınızın Learning'i yüksek olsa oyunun başında yeni teknolojiler keşfetmek için avantajlı olur.

Bunlara uygun olarak duplicant'larımızı seçtiysek e artık Oxygen Not Included 'a başlayalım...