in

Feeling Blue?

Yavuz Çetin, Kerim Çaplı ve Nostaljik bir Selam

90’larda yolunuz Mojo’ya veya Kemancı’ya düştü mü? Blue Blues Band’i dinlediniz mi? O da olmadı, Beyoğlu’nda takıldınız mı? O zaman hazır olun, biraz burnumuzun direği sızlayacak. Bir grup güzel insan üşenmemiş, gençliğimizin belgeselini yapmışlar. Üstelik en kahraman müzisyenlere selam çakarak, hayallerimizde yaşattığımız o günlerin baş aktörleri olan Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’ya bir saygı duruşu niteliğinde muhteşem bir iş çıkmış.

Blue (Mavi) bizim kuşak “eski Beyoğlu çocuklarını” çok derinden yakalayan bir belgesel olunca, haliyle yazmak şart oldu. Hele ki 2017 ylından geriye bakınca, daha bir güçlü oluyor o karnımıza inen yumruk. Eğer 1 kere bile onları canlı dinlediyseniz ne dediğimi tüm hücrelerinizde hissettiğinize eminim.
Beyoğlu’na iner inmez Eski Hayal’le Mojo’nun karşı karşıya olduğu sokağa dalardınız. Daha içeri girmeden bir sürü tanıdık yüz görürdünüz. Mojo bence paralel evrene açılan bir kapıydı. Sahnede Yavuz Çetin, Kerim Çaplı, Batu  Mutlugil ve Sunay Özgür, ömrünüzde dinleyebileceğiniz en güzel müziği, en alçakgönüllü haliyle sunardı. Blue Blues Band!

Kerim Çaplı’yı ilk defa dinleyip kamyon çarpmışa dönmem 90’ların sonunda Mojo’ya denk gelir ama Yavuz Çetin aşkım ta 90’ların başına denk gelir. Bodrum’da White House’da çalarlardı Tanju ile birlikte. Teoman da Pazar’la beraber onların öncesinde çalardı. Milattan önce gibi geliyor insana.
İncecik, narin, utangaç ama çalarken size her duyguyu geçirebilen adamlardan söz ediyoruz. Bütün sinir uçları dışarıda, tüm dünyanın enerjisini paratoner gibi çeken, sonra dönüştürüp rengarenk duygular olarak size geri veren müzisyenlerdi. Birinin müzikle bunu yapabildiğini görmek, mucizeye tanık olmakla aynıdır, inanın.

Bu topraklarda doğmuş olmaları bizim şansımızdı ama onlar için şanssızlık oldu galiba. Bu kadar duygu taşımanın, bu denli üstün yeteneğin temelinde bizden daha farklı ve daha “çok” hissetmeleri olduğuna inanıyorum. Bunun sonucu da, birçok inanılmaz müzisyen gibi erkenden gitmek oldu. Ne yaşadıkları ve nasıl yaşadıkları üzerine yorum yapamam ve yapmaya da hakkımız olmadığını düşünüyorum. Öte yandan elimden gelen bana ne hissettirdiklerini anlatmak.
Bütün repertuarları Blues ve Rock parçalarından oluşurdu. Yani ezilen, başkaldıran, kendini ifade etmek isteyen insanların yaptığı müzikleri çalarlardı. Yavuz Çetin “Satılık” adını verdiği tek bir album çıkardı, ki dinlerseniz aynı protest ve asi tavrı burada da görürsünüz. Neticede Beyoğlu gençliği olarak kendimizi ifade etmeye çok ihtiyacımız vardı, varlığımızı kabul ettirmeye çalışıyorduk ve onlar da bizim kendimizi yuvada hissetmemizi sağlıyorlardı. Hele ki bugünün Türkiye’sinde hepimiz yuvaya dönmeyi öyle çok özledik ki. Eski Beyoğlu’nu, Mojo’yu, yıkılmamış Hayal Kahvesi’ni, Kemancı’yı, ağaçlarla dolu İstiklal Caddesi’ni ve her yerden yükselen canlı müzik seslerini özleyen eski gençliğimize şahane bir kıyak Blue belgeseli. Fragman şuradan izlenebilir.

21 Nisan’da vizyona giriyor. İzleyin. Ama o zaman kadar Blue Blues Band playlistini döndür dolaş dinlemek ve eskilere dalmak isterseniz buyrun linki:

Peki sizce nasıl olmuş?

1 point
Upvote Downvote

Total votes: 1

Upvotes: 1

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Good Omens mini diziye dönüştürülüyor!

Oxygen Not Included (ONI) Başlangıç Rehberi